4 Nisan 2013 Perşembe

sdsds

**

24 Mart 2013 Pazar

Survivor`da ölüm şoku!

Fransada Yayınlanan Survivor yarışmasında yarışmacılardan birisinin kalp krizinden ölmesi nedeni ile yarışma yayından kaldırıldı.

Edinilen bilgiye göre 25 yaşında ve adı Gerald Babin olan yarışmacı hayatını kaybetti. Bu yarışma Fransada kapanmsı büyük yankı uyandıracaktır. İnsanlar eğlenelim ve ünlü olalım derken hayatını kaybedebiliyor. hayatımız bu kadar ucuz olamalı... Birileri Deli gibi para kazanırken Bazıları bunun zararını görmektedirler. Bu oldukça zararlı bir durum ..

Tüm insanlık bu konuda dikkatli olmalıdır. Hayatımızı kaybediyoruz bu insanın ailesi çocukları vardır belkide ne diyecekler büyüyünce bir heyecan uğruna çekip gittiler... Tabiki Bu çok sık olan bir şey değil ancak daha dikkatli olunmalı bu yarışmaların editörleri kurucuları da tüm önlemleri almalıdır. Kalp rahatsızlığı olan birini bu yarışmaya almamalılar mesela... Bunlar tamamen benim görüşüm... Adem KOTAN'dan sevgilerle...

FB : Ademkotan54


23 Mart 2013 Cumartesi

Kış Mevsimi Kronik Hastalıklar



Bilindiği üzere kış mevsimi soğuk bir mevsimdir. Soğuk havada üşütme şansımız yüksek olduğu için kolayca hastalanabiliriz. Kış mevsiminin tipik hastalıklar grip ve nezledir. Eğer kronik bir rahatsızlığınız varsa bu durum soğuk havalarda nüksedip atağa geçebilir. Kronik kalp hastalığı veya kalp ameliyatı (bypass) olan kişiler için soğuk havalar tehlikeli olabiliyor.
Vücut ısımız soğuk havaya uyum sağlamaya çalışırken damarların büzülmesi gerekir. Bu büzülme kalp atışının hızlanmasına, buna bağlı olarak ta metabolizmanın hızlı çalışmasına sebep olur.  Kronik kalp rahatsızlığı olan kişi için bu durum güç kaybı ve tehlikelidir. Böyle bir durumda kalp yorulur ve kişi nefes nefese kalır. Buna bağlı olarak ellerinde, dudaklarında morarmalar gözükebilir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için önceden önlemler almalı kısa yürüyüşler, kaliteli beslenme şekli yardımcı olacaktır. Kronik hastalıklara başka bir örnekte farenjittir. Hatta en bilinen kronik hastalığıdır. Farenjit üst solunum yoluna yerleşen virüs ya da bakterilerin iltihaplanmasıyla ortaya çıkar. Kapalı, havasız mekânlarda uzun süre kalınması, soğuk algınlığı ve burunun tıkalı olması gibi sebepler bu rahatsızlığa adeta davetiye çıkarıyor. Farenjit bazen bronşit oluşumuna da neden olabilir.
Sinüzit rahatsızlığı da kroniktir. Şiddetli baş ağrılarıyla kendini gösteren bu hastalık üst solunum yolu enfeksiyonlarının sebep olduğu kronik bir durumdur. Kronik hastalığımız varsa bu duruma soğuk havalarda daha dikkat edilmeli ve önlem alınmalıdır.

TÜRKİYE’ DE SAĞLIK TURİZMİNİN GELECEĞİ



Yazımıza, verilerin doğru değerlendirilmesi ve potansiyelin doğru kullanılması koşuluyla Türkiye ‘nin sağlık turizminden yüksek gelir elde eden ülkeler sıralamasında başa güreşmemesi için hiçbir neden olmadığını söyleyerek başlamak istiyoruz. Dünya çapında 100 milyar dolarlık bir medikal tıp, estetik, spa ve termal turizmi pastası söz konusudur, ülkemizin bu tip turizmden kazancı ise 1 ila 3 milyar dolar arasındadır. Toplamın büyüklüğüyle karşılaştırıldığında bu çok küçük bir tutardır. Böyle geniş bir pazardan Türkiye, hem daha popüler bir dünya ülkesi olmak ve hem de turizm gelirlerini katlamak hedefiyle daha yüksek bir oranda faydalanabilir.
Şu veriler göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’ de sağlık turizminin geleceğinin ne kadar parlak olabileceğini hayal edebilmek mümkündür: Yaşam süresi uzadıkça mücadele edilmesi gereken kronik hastalıklar ve sürekli bakım altında bulundurulması gereken insan sayısı artmaktadır. Avrupa hızla yaşlanmaktadır. Avrupalı bir turistin klasik bir tatil için ödeyeceği bedelle Avrupalı bir yaşlı bireyin sağlık ve bakım turizmi için ödeyeceği tutar arasında 8-10 kat fark vardır.
Türkiye’de sağlık turizmi potansiyelini sadece yaşlı ve/veya hasta bakımı üzerinden değerlendirmek yanlış olur. Ülkemizde gayet kaliteli ve ekonomik kaplıcalar bulunmaktadır, doğru tanıtımla bunların dinlenme ve tedavi amaçlı kullanımının çok daha yaygın hale getirilmesi mümkündür.
Türkiye’de sağlık turizmi için gerekli pek çok kaynak mevcuttur, yapılması gereken bunların geliştirilmesi,  önlerinin açılması, tanıtım ve pazarlamalarının profesyonelce ele alınmasıdır.

BAĞIMLILIK TEDAVİSİ


 Öncelikle bağımlılığın tanımına kısaca bakacak olursak bağımlılık, zarar verici sonuçlarla karşılaşılmasına rağmen, bazı davranış ve alışkanlıkların sebebi  bilinmeyen bir şekilde tekrarlandığı bir beyin hastalığıdır. Bağımlılık neye olursa olsun kişi kendisini o düşünceden ya da eylemden alıkoyamaz. Verdiği zararların farkında olmasına rağmen, kişi kendi çabası ile sahip olduğu bağımlılıktan bir türlü kurtulamaz. Bağımlı olan kişi yalnızca kendisi değil, ailesi ve sosyal çevresindeki arkadaşları da bu hastalığın olumsuz etkileri sonucu maddi ya da manevi olarak dolaylı yoldan da olsa zarar görürler. Bağımlı kişi anne,baba,kardeş ya da çocuk ise aile zor günler yaşar ve bu her yönden oldukça yıkıcı bir dönemdir. Zarar veren bu bağımlılıktan kurtulmak isteyen bağımlı konusunda uzaman bir kişiden ve özellikle de ailesinden destek görmelidir.
  Unutulmamalıdır ve umutsuzluğa kapılanmamalıdır ki,bağımlılık hangi aşamada olursa olsun tedavi edilebilir bir hastalıktır.Alkol,sigara ve madde bağımlılıklarında bağımlılık tedavisi özel bilgi ve yöntemler kullanılarak yapılır. Tedavinin amacı hastaları her türlü bağımlılıktan kurtarmak, hastaların sağlıklı, mutlu ve toplumla uyumlu yaşamasını sağlamak ve bağımlılığın getirdiği kişisel ve ailevi ve sosyal sorunların giderilmesini sağlamaktır. Bağımlılık tedavi merkezleri bu sorunlar için vardır. BÜ merkezlerde kişiye en uygun tedavi yöntemi seçilir. Özellikle ayakta tedavi programları hedeflenmiştir. Bu kurumlarda gizliliğe büyük önem verilir. Tüm hastaların ve aile bireylerinin bilgileri kesinlikle gizli tutulmaktadır. Bu merkezlerde hastalık düzeyindeki şu bağımlılıkların tedavileri yapılmaktadır:Alkol,sigara,uyuşturucu bağımlılığı, aşk ve ilişki bağımlılığı tedavisi, bilgisayar ve internet bağımlılığı tedavisi, kumar bağımlılığı tedavisi, seks bağımlılığı tedavisi, alış-veriş bağımlılığı tedavisi, iş bağımlılığı tedavisi…Tüm bu bağımlılık tedavilerininim yanında bağımlı yakınlarına, ANNE BABA OKULU programı başlığı altında eğitimler verilmekte ve kontrollü içme yöntemleri-alkol ve uyuşturucu madde kullanımı erken tanısı ve danışmanlığı konularında uzaman yardımları yapılmaktadır.
   Unutmayın ki her bağımlılığın hangi derecede olursa olsun kesinlikle tedavisi vardır, ye terki siz isteyin!

HABABAM SINIFININ YARATICISI RIFAT ILGAZ


Rıfat Ilgaz 1911’de Kastamonu’da doğdu. İlkokula Cide’de başladı ve Terme’de bitirdi. Ortaöğretimine Kastamonu’da başladı. Liseden ayrılıp yatılı olan Muallim Mektebi’ne girdi.1930 da mezun oldu. Bolu Gerede, Akçakoca Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı.1938 de Ankara Gazi Enstitüsünü bitirdi. 1943’te ilk kitabı olan ‘’Yarenlik’’ yayınlandı.
Asıl ününü 1959’da Türkiye’deki eğitim sistemini eleştirmek için yazdığı ve hala ekranda yayınlandığında heyecanla izlenen ‘’Hababam Sınıfı ile elde etti. Çok tutulan ve tekrar tekrar okunan bu kitaplar tiyatroya ve sinemaya birçok kez uyarlandı.Ve izlenme rekorları kırdı.
Rıfat ILGAZ 1940’lı yılların toplumsal gerçekçi şairler kuşağının en önemli temsilcisidir. Vatan, Demokrat, İzmir, Yeni Gün, Yeni Ulus Gazeteleri ile Akbaba dergisinde yazdı. 1970 yılında ise Basın Şeref Kartı aldı. 70 yaşında olmasına rağmen gözleri bağlanıp gerekçesiz sorguya çekildi ve bir aydan fazla gözaltında tutuldu. Tutukluluğu sona erince ölümüne kadar İstanbul’da yaşadı.
Rıfat Ilgaz insanların sorunlarını öykünmesiz ve gösterişsiz bir şekilde kaleme aldı. Onlarca eseri ile Türk Edebiyatına büyük katkı sağladı.

2013 Renk Modası

Bir elbisenin tasarımı, çizgisi, tarzı ne olursa olsun onu güzel kılan şey renkle birleşince tamamlanıyor. Elbiseden pantolona, takıdan ayakkabıya, halıdan koltuğa, tabaktan bardağa renk hayatımızın içinde tarz belirleyici oluyor. 2012 renk modasında ise bu yıl sıcak renkler hâkim oldu. Kıyafet modası içinde mavi, sarı, yeşil ve kırmızı renklerin her tonun kullanıldığı 2012 modasında renklerin daha çok canlı hali tercih edildi. Fosforlu renkler olarak tabir edilen bu tonlar parlak pembe, gece mavisi, nane yeşili, mercan renkleri kıyafetlerde oldukça sık kullanıldı. Ayakkabı ve çanta modasında ise renk konusunda daha parlak tonlara yer verildi. Özellikle clutch ve portföy çantalarda mercan, turuncu, sarı, yeşil renkler hakim olurken kış modasında daha mat renklere gidiliyor. Yazın canlı havasıyla sıcak renkler bol kullanılırken, kış içinde bordo ve toprak tonlarında ki koleksiyonlara rastlanıyor. Günlük yaşam içinde kullanılan kazak ve hırkalarda tercih fümeler ve toprak tonları olurken, siyah deriler de bu kış modası içinde maskülen çizgileriyle yer alıyor. Sadece kıyafette değil bu sene takı dünyası renk cümbüşünden payına düşeni aldı. Bu sene pembe altın olarak nitelendirilen bakır rengi aksesuarlara sık rastlanıyor 2012 renk modasından herkes etkilenirken insanlar daha önce asla giymem dedikleri renklerin içinde salındılar. Festival havasında hissettiren ve giymesi cesaret isteyen renklere doymamızı sağlayan koleksiyonlar hayatımızı değiştiriyor.gibi.